Son Zamanlarda Artan İş Kazaları Cuma Hutbesinde

 

Ülkemizde son zamanlarda oldukça sık yaşanan iş kazalarına dikkat çekmek amacıyla Diyanet İşleri Din Hizmetleri Genel Müdürlüğü tarafından ülke genelindeki camilerde okunması istenen Cuma hutbesi hazırlandı. Hutbede, kazalara neden olan suç ve vurdumduymazlıklara ilahi kudret üzerinden bahane üretmenin doğru olmadığı vurgulanırken, İşverenlerinde çalışanlarına karşı sorumluluklarını yerine getirmeleri gerektiği hatırlatıldı.

 

Cuma hutbesinde ticaret ve iş ahlakından bahsedildi. Hutbede, İslam dininin iş ve ticaret hayatındaki doğruluk ve dürüstlük kavramından söz edildi.. Bununla birlikte, işçi ve işveren hakkına riayet, helal ve haram duyarlılığı, verilen emeğe saygı, kazanç elde etmek için her yolun mübah olmadığı, işin ucuzuna ve kolayına kaçılmaması gerektiği gibi konular da ele alındı.       Hutbenin bir kısmında “Hele gelir elde etmek amacıyla insan onuru, haysiyeti çiğnenemez, emek sömürülemez, can güvenliği tehlikeye atılamaz. İnsan için vazgeçilmez olan hayat hakkı hiçbir bedele değiştirilemez.” denildi. Hutbe daha sonra şöyle devam etti:

 

“Yüce İslam dini, iş güvenliğine ve ahlakına bu kadar önem vermişken günümüzde ihmal ve umursamamazlık nedeniyle meydana gelen iş kazalarına her gün büyük bir üzüntüyle şahit oluyoruz. Bin bir çeşit sıkıntı ve eziyet ile çalışan kardeşlerimizin fedakarlığı her türlü takdirin üstünde olmalıdır. Fakat onların en değerli kazancı elde edebilmek için akıttıkları alın terlerinin, heba edilişi, güvensiz ortamlarda ölüm riski altında çalışmaya mahkum edilmeleri, yaşama haklarının hiçe sayılmaları vicdanların kabul edebileceği bir durum değildir. Bu apaçık bir haksızlıktır. İnsan hakkını, saygınlığını ve hukukunu hiçe saymaktır. İnsan hakkını çiğnemek, ona saygısızlık yapmak aslında onu yaratan Allah’a saygısızlıktır. Ayrıca mümin bir kişi, kul hakkına riayetin, Allah’a saygı olduğunu iyi bilmelidir. İş hayatında yaşanılan üzücü olayları değerlendirirken yaratıcının kudretini hiçe saymak ne kadar doğru değilse insanın ihmal ve umursamamazlıklarına ilahi kudret üzerinden bahane üretmek de doğru değildir. Bu nedenle, ilahi adalete gölge düşürecek yorumlardan uzak durmak gerekir.”

 

Hutbenin devamında bir tarafta helal-haram durumları düşünülmeden, rahatlığın alabildiğine kuşattığı bir hayat tarzı sürdürülürken, diğer tarafta tek düşüncesi evine ekmek parası götürebilmek için emek harcayan insanlar olduğu belirtilirken, “Ne üzücüdür ki modern zamanlar, iş ve ticaret ahlakımızı da etkiledi. İşinin ve işçinin emeğinin karşılığını veren, dürüst ve güvenilir kişilerin yanında yalnızca maddiyat ve kazanç düşünen kişilerin sayısı da oldukça arttı. Rahmet Elçisi’nin ‘Bizi aldatan bizden değildir’ uyarısı, ticaretin de bir sınav, mesleğin gereğini yapmanın da bir ibadet olduğunu unutanlarca dünya çıkarlarına kurban edilir hale geldi.” denildi.

 

Hutbenin son kısmında, mümin kişinin; her şeyden önce güvenilir bir kişi olduğu, bu sebeple kazanırken başkalarının hakkını da gözetmesi gerektiği vurgulandı ve şu ifadeler yer aldı:

 

“O, helal kazanç uğruna dürüstçe yaptığı her işin ibadet olduğu bilinciyle hareket etmelidir. Mümin, çoluk çocuğuna yedireceği haram bir lokmanın, kendi midesini kavuran bir ateş topu olacağını unutmamalıdır. Rabbimizin şu ölçüleri, müminin kazanç felsefesi olmalıdır: ‘Ölçüde ve tartıda hile yapanların vay haline! Onlar insanlardan bir şey ölçüp aldıkları zaman, tam ölçerler. Ama kendileri onlara bir şey ölçüp veya tartıp verdikleri zaman eksik ölçüp tartarlar. Bunlar, büyük bir günde tekrar dirileceklerini sanmıyorlar mı? Ey İman edenler! Karşılıklı rızaya dayanan ticaret dışında mallarınızı aranızda haksızlıkla yemeyin.”