6331 sayılı İş Sağlığı Güvenliği Kanunu ve bağlı Yönetmelikleri işvereni çalışanların işle ilgili sağlık ve güvenliklerinin korunmasıyla yükümlü kılmaktadır. Kanun ve Yönetmelikler ile kapsamı detaylandırılmış bu yükümlülüklerini yerine getirebilmesi için de İşveren’e, kendisinin gerekli niteliklere ve belgeye haiz olması durumunda ilgili yükümlülükleri bizzat kendisi üstlenebileceği istisnası dışında, temelde iki seçenek sunulmuştur.

 

Mesleki risklerin önlenmesi ve bu risklerden korunulmasına yönelik çalışmaları da kapsayacak, iş sağlığı ve güvenliği hizmetlerinin sunulması için işveren; ya çalışanları arasından iş güvenliği uzmanı, işyeri hekimi ve on ve daha fazla çalışanı olan çok tehlikeli sınıfta yer alan işyerlerinde diğer sağlık personeli görevlendirir, ya bu hizmetin tamamını veya bir kısmını ortak sağlık ve güvenlik birimlerinden hizmet alarak yerine getirebilir, ya da belirlenen niteliklere ve gerekli belgeye sahip olması hâlinde, tehlike sınıfı ve çalışan sayısı dikkate alınarak, bu hizmetin yerine getirilmesini kendisi üstlenebilir(6331 M:6).

 

“Eylül 2014 tarihli Torba Yasa’nın 6331 sayılı Kanuna getirdiği değişiklik ile hatta belirlenen niteliklere ve gerekli belgeye sahip olmasa bile, eğer 10’dan az çalışanı var ise işyeri ve az tehlikeli sınıfta yer almakta ise Bakanlıkça ilan edilen eğitimleri tamamlamak şartıyla işe giriş ve periyodik muayeneler ve tetkikler hariç iş sağlığı ve güvenliği hizmetlerini yine işveren veya vekili yürütebilirler ((Ek cümle: 10/9/2014-6552/16 md.)”.

 

Kanun maddesi bu seçenekleri yukarıdaki gibi ifade ederek hükme bağlamıştır. Buna göre birinci seçenek, İşveren’in çalışanların iş sağlığı ve güvenliğini koruma yükümlüğü için gerekli tüm iş ve işlemleri, eylemleri, düzeltici ve önleyici faaliyetleri yürütmek üzere Kanunda tanımlanan ilgili meslek profesyonelleri olan İş Güvenliği Uzmanı, İşyeri Hekimi ve Diğer Sağlık Personelini kuruluş bünyesinde istihdam etmek suretiyle yerine getirmesidir.

 

İkinci seçenek ise İşveren’in, çalışanların iş sağlığı ve güvenliğini koruma yükümlülüğünü yerine getirmesi için gerekli olan iş sağlığı ve güvenliği hizmetlerini bir Ortak Sağlık ve Güvenlik Birimi’nden[1] (OSGB) hizmet almak suretiyle yerine getirmesidir.

 

Bu durumda İşveren ilgili meslek profesyonellerini kendi bünyesinde istihdam ederek mi yerine getirmeli, yoksa bir OSGB’den hizmet alarak mı yerine getirmeli sorunu gündeme gelmektedir.

 

İş sağlığı güvenliği ülkemizde ne yazık ki 2000’li yılların sonunda hak ettiği önemi kazanmaya, idari erkin ve kamunun gündeminde baş sıralara yerleşmeye başlamış ve dünyadaki düzenlemelere paralel yasal zemine oturtulma süreci hızlanmıştır. Bu rüzgarların ivme kazandığı nokta 2009 sonunda ilgili Yönetmeliklerin yayınlanması ile iş sağlığı güvenliği hizmet profesyonelleri olarak tanımlanan iş güvenliği uzmanlarının ve işyeri hekimlerinin eğitimlerinin daha kurumsal zeminde yürütülme çabaları ile Haziran 2012’de İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nun yayınlanması olmuştur.

 

Bu süreçten sonra hızla ve oldukça yüksek sayıda mimar, mühendis, teknik  öğretmen, fizik, kimya, biyoloji mezunları, İSG teknikerleri eğitim alarak iş güvenliği uzmanı (IGU) verilen eğitimlerin niteliğine dair bir denetimden bağımsız bir eğitim sürecinden geçerek belgesine sahip olmuş, hatta A sınıfı İGU açığının kapatılması amacıyla bunlardan, iş sağlığı güvenliği hizmetleri kapsamında hizmet koşulu aranmaksızın belli bir prim gün sigortası bulunanlar ilgili sınavlardan geçerli puanı alma koşulu ile A sınıfı ve B sınıfı İGU olarak, sadece belge bağlamında, Kanun’da belirlenen tehlikeli ve çok tehlikeli sınıfta hizmet verebilme yetkinliği kazanmıştır. Burada sadece belge bağlamında betimlemesine vurgu yapmak önemlidir, çünkü iş sağlığı güvenliği alanında mesleki deneyim ve yeterli niteliği haiz uzmanlık şartından bağımsız belge sahibi olabilmişlerdir.

 

Öte yandan 6331 sayılı Kanun ve bağlı Yönetmelikleri ile detayları, kapsamı ayrıntılı bir şekilde çizilmiş olan iş sağlığı güvenliği hizmetlerinin kurumsal bir çatı altında, iş güvenliği uzmanı ve işyeri hekiminin eşgüdümlü ve sistemli çalışmasının sağlanması ile sağlık ve güvenlik bakımından ve ilgili diğer yasal düzenlemeler çerçevesinde kesintisiz bir çalışmayı gerektirdiği, iş güvenliği uzmanı ile işyeri hekiminin bu sistemli çalışmayı nasıl yürüttüklerinin denetlenmesi, izlenmesi, değerlendirilmesi, kayıt altına alınarak arşivlenmesi ve periyodik ve doğru olarak İşveren’e raporlanmasını gerektirdiği aşikardır. Zira, yasal düzlemde tüm süreçler boyunca asıl sorumluluk İşveren’e aittir.

 

OSGB, İşveren adına iş sağlığı güvenliği hizmetlerinin sadece yürütülmesini değil, yasal hükme bağlanmış ve ilgili Bakanlığın sürekli denetimleri ile denetime ve aksi durumda cezai şarta bağlanmış olan bu hizmetlerin nitelik ve doğruluk bakımından denetlenmesi, izlenmesi, kayıt altına alınarak arşivlenmesi ve İşveren’e doğru ve düzenli olarak raporlanması süreçlerini kesintisiz, eşgüdümlü, bütünleşik ve kurumsal bir çatı altında sunulmasını sağlar.

 

Nitekim; İş Sağlığı ve Güvenliği Hizmetleri Yönetmeliğinin 13. maddesinin 1. fıkrasının f bendinde İşyeri Hekimi, İş Güvenliği Uzmanı ve Diğer Sağlık Personelleri’nin “İşyeri hekimi ve diğer sağlık personelinin görev, yetki, sorumluluk ve eğitimleri ile ilgili yönetmelik ile İş Güvenliği Uzmanlarının Görev, Yetki, Sorumluluk ve Eğitimleri Hakkında Yönetmelik kapsamında hizmet verdikleri alanlarda belirtilen görevlerin yerine getirilip getirilmediğinin izlenmesi” gerekliliğine vurgu yapılmaktadır.
[1] Ortak sağlık ve güvenlik birimi: Kamu kurum ve kuruluşları, organize sanayi bölgeleri ile Türk Ticaret Kanununa göre faaliyet gösteren şirketler tarafından, işyerlerine iş sağlığı ve güvenliği hizmetlerini sunmak üzere kurulan gerekli donanım ve personele sahip olan ve Bakanlıkça yetkilendirilen birim (6331 m:3/m).