Ülkemizde her yıl, toplumu iş sağlığı ve güvenliği ile ilgili konularda bilinçlendirmek için İş Sağlığı ve Güvenliği Haftası adıyla etkinlikler düzenleniyor. Çalışanların ruh ve beden sağlığını korumak, işletmenin ve üretimin güvenliğini sağlamak iş güvenliğinin en önemli amacıdır. Teknolojinin ve sanayinin gelişmesiyle birlikte çalışanların karşı karşıya kaldıkları iş kazları ve meslek hastalıkları artış göstermiş, keşfedilen her yeni üretim yöntemi beraberinde yeni tehlikeleri de ortaya çıkarmıştır. Dünya genelindeki iş kazalarına ait istatistiklere bakıldığında, ülkemiz Avrupa’da ilk sırada, dünyada ise üçüncü sırada yer alıyor. Bu tablonun en büyük nedeni de işçilerin dikkatsiz çalışması ve eğitimsiz olması, işverenlerin de gerekli sağlık ve güvenlik önlemlerini almamasıdır.

İş Kazalarının Yüzde 50’si Kişisel Kusurlardan Kaynaklanıyor

İşyerlerinde yaşanan iş kazalarıyla alakalı olarak yapılan incelemelerin sonuçlarına göre iş kazalarında, kişilerin kusurlarından kaynaklanan tehlikeli hareketler yüzde 50’lik bir orana sahip. Yüzde 48’lik bir oran ise işyerlerindeki güvenlik önlemi alınmadan yapılan çalışmalara ait. Kötü ve güvenli olmayan çalışma şartlarının ortadan kaldırılması, iş güvenliğinin temel kuralları arasında ön plana çıkıyor. İş müfettişleri tarafından iş kazası meydana gelen işyerlerinde yapılan teftişlerin ilk değerlendirmesi, kazanın meydana gelme sebebinin kötü çalışma koşulları ve güvenliksiz çalışma ile ilgili oluyor. Sosyal Güvenlik Kurumu’nun iş kazası ve meslek hastalığı istatistiklerine göre, en çok iş kazası 25 ve 29 yaş arası çalışanlarda, en çok meslek hastalığı ise 40 ve 44 yaş arası çalışanlarda görülüyor.

Bunları önlemenin yolu da eğitimden geçiyor. Eğitimi sağlamak için elinde en büyük yaptırımı bulunan da devlet. Okullarda iş sağlığı ve güvenliği konularında zorunlu dersler müfredata eklenerek daha küçük yaşlardan bu eğitimin alınması sağlanabilir, bilinçli insanlar yetiştirilerek daha dikkatli çalışmalar yapılması sağlanabilir. Elbette ki sadece bu zorunluluğu insanlara yüklemekle sorun çözülmez. İnsanlar gerekeli tedbirleri almadıktan sonra kazaların yaşanması kaçınılmazdır. Eğitimler ile ne gibi risklere karşı ne gibi önlemlerin alınabileceği teoride öğrenilebilir fakat önemli olan bunları uygulayabilmektir. İşletmelerin en üst düzey yöneticisinden en alt düzey çalışanına kadar herkes iş sağlığı ve güvenliği konularına gereken önemi göstermelidir. Özellikle işletme sahipleri bu sağlık ve güvenlik önlemlerinin alınmasını maliyet açısından değerlendirdiklerinde bir olumsuzluk olarak görebilirler. Fakat unutulmamalıdır ki kendisini sağlıklı ve güvenli bir çalışma ortamında hisseden çalışan, üretime daha çok katkıda bulunur. Bu sayede de üretim ve şirketin karlılığı yükselmiş olur. Yani bugün maliyet olarak görülen harcamalar, yarın yüksek üretim kapasitesiyle karlılığa dönüşebilir. Ayrıca sağlık ve güvenlik önlemleri için yapılan harcamalar, iş kazası ya da meslek hastalığı meydana geldiğinde bu olumsuz durumu telafi edebilmek için yapılacak harcamalardan daha azdır. Çalışanların sağlık ve güvenliğini sağlamak, yasal zorunluluklardan önce insani bir görevdir.

iş kazası sonrası yapılacaklar yazımız için tıklayın.